Yolun bir yerinde durup geriye baktığında, aslında koşarken kaçırdığın çok şey olduğunu fark ediyorsun. Bir şeyleri yetiştirme telaşı içinde çoğu zaman an dediğimiz o kısacık aralığı ıskalayabiliyoruz. Oysa deneyimler yalnızca yaşanarak değil, sindirilerek değer kazanıyor.
Bir gün takvime rastgele bir tarih yazdım ve kendime sordum: “O gün ne olmuştu?” Küçük gibi görünen ama içimde büyük değişimlere yol açan anlar canlandı gözümde. Bazen bir kitap cümlesi, bazen beklenmedik bir yolculuk, bazen de hiç konuşulmayan bir sessizlik…
Deneyim dediğimiz şey sadece yaşanmış bir olay değil, o olayın ardından içimizde kalan duygu tortusu aslında. Herkesin anlatacak bir hikayesi var. Bu yazılar da tam oradan doğacak: Yaşanmışlıkla yoğrulmuş ama herkesin içine bir şey katacak anılarla.
Burada zaman zaman karamsarlık olacak, bazen de iç ısıtan detaylar. Çünkü deneyim dediğimiz şey de tam olarak böyle değil mi zaten? Acısıyla, tatlısıyla…
